Kıdem tazminatı davası, iş sözleşmesinin sona erdiği gün ödenmesi gereken bu alacağın işverenden zorla alınması için iş mahkemesinde açılır. Davadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur ve alacak, sözleşmenin bittiği tarihten başlayarak beş yıl içinde istenmelidir.
Zamanaşımı sözleşmenin sona erdiği günden başlar. Davaya iş mahkemesi, kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi usulüyle bakar; zamanında ödenmeyen kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir. Sözleşmenin bitiminden en az bir ay geçmeden düzenlenen ya da alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermeyen ibraname fark talebini engellemez.
İçindekiler9 başlık
Kıdem Tazminatı Alacağının Hukuki Niteliği
Kıdem tazminatı, kaynağını sözleşmeden değil doğrudan kanundan alan ve sözleşmenin belirli biçimlerde sona ermesine bağlanan bir alacaktır. Dayanağı 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun 14. maddesidir. 4857 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde eski kanunun bütün maddeleri kaldırıldı, yalnızca bu madde yürürlükte bırakıldı.[1]
Hak, işçinin işe başladığı tarihten itibaren her tam yıl için 30 günlük ücret tutarında doğar ve yıldan artan süreler de aynı oranla hesaba katılır.[2] Bu yüzden en az bir yıllık kıdem ilk şarttır. İkinci şart, sözleşmenin kanunda sayılan bir sebeple bitmesidir: işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına dayanmayan feshi, işçinin haklı feshi, muvazzaf askerlik, emeklilik, kadın işçinin evlendikten sonraki bir yıl içinde ayrılması ve işçinin ölümü.
Otuz günlük süre bireysel ya da toplu iş sözleşmesiyle işçi lehine artırılabilir, ancak yıllık tutar kanundaki tavanı aşamaz. Aynı kıdem süresi için ikinci kez kıdem tazminatı ödenmez, önceki bir ayrılışta tasfiye edilmiş dönem yeni hesaba girmez.
Alacağın Muaccel Olduğu An ve Ödeme Zamanı
Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erdiği gün muaccel olur, yani o gün istenebilir hale gelir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin kıdem tazminatı borcunda fesih tarihinde temerrüde düştüğünü ve faizin bu tarihten işlemeye başladığını açıkça belirtiyor.[3]
Bu kuralın pratik sonucu şudur: kıdem tazminatında faizi başlatmak için işverene ihtarname çekmek gerekmez. İhbar tazminatı ya da izin ücreti gibi kalemlerde temerrüt için ihtar veya arabuluculuk başvurusu aranırken kıdem tazminatı bu genel kuralın dışında kalır.[4]
Emeklilik sebebiyle ayrılan işçi, aylık bağlanmasına hak kazandığını ve kuruma başvurduğunu işverene belgelemekle yükümlüdür. İşçinin ölümünde bu belge şartı aranmaz.[5]
Kıdem Tazminatı Davasında Zamanaşımı
Kıdem tazminatı alacağının zamanaşımı süresi beş yıldır ve sözleşmenin sona erdiği günden başlar. Bu süre 4857 sayılı Kanun’a 7036 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen hükümle getirildi ve 25.10.2017’den sonra sona eren sözleşmelere uygulanıyor.[6]
Süreyi tek başına saymak yanıltıcı olabilir, çünkü bazı olaylar süreyi durdurur, bazıları da sıfırlar. Aşağıdaki tablo dava hazırlığında en sık karşılaşılan durumları gösteriyor. İşyeri devri de kıdemin kesintiye uğrayıp uğramadığı sorusunu doğurur; bunun için işyeri devrinde kıdem tazminatı yazısına bakılır.
| Olay | Zamanaşımına etkisi | Dayanak |
|---|---|---|
| Arabuluculuk bürosuna başvuru | Başvurudan son tutanağa kadar süre durur, sonra kaldığı yerden devam eder | 7036 s. Kanun m.3/17 |
| İşverenin borcun bir kısmını ödemesi ya da borcu kabul etmesi | Zamanaşımı kesilir, yeni beş yıllık süre başlar | TBK m.154/1 ve m.156 |
| Dava açılması ya da icra takibi | Zamanaşımı kesilir | TBK m.154/2 |
| Kısmi davada talebin artırılması | Artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır | HMK m.109/4 |
İkinci satır özellikle önemlidir. Fesihten aylar sonra yapılan eksik bir ödeme, kalan alacak bakımından süreyi o ödeme gününden yeniden başlatır. Ödemenin taksitle yapıldığı hallerde temerrüt ve süre taksit anlaşması yazısında hesaplanıyor.
Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
Kıdem tazminatı için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Arabulucuya gitmeden açılan dava hiçbir işlem yapılmadan usulden reddedilir.[7]
Başvuru, işverenin yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabulucu görevlendirildiği günden itibaren üç hafta içinde süreci bitirir, zorunlu hallerde bu süre en çok bir hafta uzatılabilir.[8]
Anlaşma olmazsa düzenlenen son tutanağın aslı ya da onaylı örneği dava dilekçesine eklenir. Eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir. Mazeretsiz olarak ilk toplantıya gelmeyen taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.[9]
Son tutanakta hangi alacak ve hangi çalışma dönemi konuşulduysa dava da onunla sınırlı kalır. Yargıtay, arabuluculukta yalnızca belirli bir çalışma döneminin kıdem tazminatı istendiği bir dosyada, tutanakta yer almayan sonraki dönem için dava şartının sağlanmadığını kabul etti.[10]

Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kıdem tazminatı davasına iş mahkemesi bakar. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde dava, asliye hukuk mahkemesinde iş mahkemesi usulüyle görülür.[11]
Yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazlaysa, örneğin asıl işveren ile alt işveren ya da devreden ile devralan işveren birlikte dava ediliyorsa, bunlardan birinin yerleşim yeri de yetkilidir. Bu kurala aykırı yetki sözleşmesi geçersizdir.[12]
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır ve kanun yolu süresi kararın taraflara tebliğinden başlar.[13] Belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanunla kaldırıldığından tutarı kesin bilinmeyen alacakta kısmi dava açılır ve talep, tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus artırılabilir.[14]
Gecikme Faizi ve Kısmi Ödemenin Mahsubu
Zamanında ödenmeyen kıdem tazminatı için mahkeme, gecikme süresine göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder.[15] Bu oran yasal faizden ayrıdır ve dönemin banka mevduat oranlarına göre bilirkişi hesabıyla belirlenir.
İşveren fesihten sonra tazminatın yalnızca bir kısmını öderse hesap iki aşamada yapılır. Ödeme önce o güne kadar işlemiş faize düşülür, kalan tutar anaparadan indirilir ve geriye kalan anaparaya son ödeme tarihinden itibaren faiz işletilir.[16]
Aynı kararda Daire, işlemiş faiz ayrı bir kalem olarak istense bile ona ayrıca faiz yürütülemeyeceğini vurguladı. Temerrüt faizine yeniden temerrüt faizi işletilmesi kanunen yasaktır.[17]
Mahsup sırasının ne kadar fark yarattığını görmek için varsayımsal bir örnek kuralım. Oran örnek olsun diye yıllık %30, gün sayımı 365 gün esasına göre alınmıştır. Faizin hangi tarihten işlemeye başlayacağı faiz başlangıç tarihi yazısında tartışılıyor.
- Kıdem tazminatı alacağı 400.000 TL, sözleşme 1 Mart’ta sona eriyor.
- İşveren 1 Mayıs’ta, yani 61 gün sonra 300.000 TL ödüyor.
- 61 günlük faiz: 400.000 x 0,30 x 61 / 365 = 20.054,79 TL.
- Ödemenin 20.054,79 TL’si faize, 279.945,21 TL’si anaparaya sayılır.
- Kalan anapara 120.054,79 TL olur ve 1 Mayıs’tan itibaren faiz işler.
Ödemeyi doğrudan anaparadan düşen hatalı hesap, kalanı 100.000 TL gösterir. Aradaki 20.054,79 TL’lik fark, davanın sürdüğü her yıl faiziyle birlikte büyür.
Eksik ödeme sırasında imzalatılan ibraname de fark talebini her zaman engellemez. Sözleşmenin bitiminden en az bir ay geçmeden düzenlenen ya da alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermeyen ibra sözleşmesi kesin hükümsüzdür.[18]
İşçinin Ölümünde Mirasçıların Kıdem Tazminatı Hakkı
İşçinin ölümü, kıdem tazminatı doğuran sona erme sebeplerinden biridir ve doğan tutar kanuni mirasçılara ödenir.[19] En az bir yıllık kıdem şartı burada da aranır.
Mirasçılar haklarını mirasçılık belgesiyle ispat eder. Arabuluculuk başvurusu ve dava mirasçılar adına yapılır, beş yıllık zamanaşımı da ölüm tarihinden işlemeye başlar.
Ölüm, işçinin sağlığında doğmuş başka alacakları da etkiler. Ödenmemiş ücret, fazla çalışma ya da izin ücreti gibi kalemler mirasçılara geçer ve kıdem tazminatıyla aynı arabuluculuk başvurusunda istenebilir.[20]
İşyeri Devrinde Devreden ve Devralan İşverenin Sorumluluğu
İşyeri el değiştirdiğinde işçinin kıdemi, devirden önceki ve sonraki çalışma sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.[21] Tazminattan iki işveren de sorumludur, ancak devreden işverenin payı kendi döneminde geçen süreyle ve devir anında işçinin aldığı ücretle sınırlıdır.
4857 sayılı Kanun’un 6. maddesi devreden işverenin sorumluluğunu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlar.[22] Yargıtay, 1475 sayılı Kanun’da böyle bir süre bulunmadığı için bu iki yıllık sınırın kıdem tazminatına uygulanmayacağını kabul ediyor. İhbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretinden ise yalnızca son işveren sorumludur.[23]
Davada devreden ve devralan işverenin birlikte davalı gösterilmesi, sorumluluk paylarının tek dosyada belirlenmesini sağlar. Bunun için her iki işverenin de arabuluculuk başvurusunda karşı taraf olarak yer alması gerekir. Tazminat davalarının genel akışı işçi tazminat davası başlığında özetleniyor.

Kıdem Tazminatı Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Dava sürecinde en çok merak edilen sorular aşağıda kısaca yanıtlanıyor.
Bu yazı kanun hükümleri ve Yargıtay kararlarına dayanan genel bilgi niteliğindedir. Zamanaşımı ve arabuluculuk süreleri kişisel durumunuza göre farklı işleyebileceğinden dava açmadan önce belgelerinizle bir avukata danışın.
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu m.120 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/1 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2026/1857 K.2026/2335, 12.03.2026 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117/1 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3 ve Geçici Madde 8 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ve m.3/2 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/5 ve m.3/10 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/12 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2026/1457 K.2026/3803, 27.04.2026 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.2/3 ve m.5/1 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.7 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109/4 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/11 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2026/1857 K.2026/2335, 12.03.2026 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.121/3 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/2 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/1 ve son fıkra ↩
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.599 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.6/3 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2026/1457 K.2026/3803, 27.04.2026 ↩