Engelli Çalıştırma Yükümlülüğü: İdari Para Cezası, İtiraz ve Dava

Engelli çalıştırma yükümlülüğü, aynı il sınırları içinde elli veya daha fazla işçisi bulunan özel sektör işverenine işçilerinin yüzde üçü kadar engelli işçi istihdam etme borcu yükler.[1] Açık kaldığı her ay ve her eksik kişi için ayrı idari para cezası doğar, bu cezaya karşı da 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine başvurulur.

Hesap tabanına belirli ve belirsiz süreli işçiler girer, kısmi süreliler tam süreliye dönüştürülür, çalışan engelli işçiler ve özel güvenlik görevlileri sayıdan düşülür. Bir ay içinde ödenen cezada yüzde 25 indirim uygulanır ve ödeme itiraz hakkını ortadan kaldırmaz. Engelli işçi ayrımcılığa karşı dört aya kadar ücreti tutarında tazminat, maluliyeti kalkıp eski işyerine alınmayan işçi ise altı aylık ücreti tutarında tazminat isteyebilir.

İçindekiler9 başlık

Kontenjan Açığının Tespitinde Hesap Tabanı

Ceza dosyalarındaki itirazların çoğu, idarenin hangi işçi sayısını esas aldığı sorusundan çıkar. Hesaba belirli ve belirsiz süreli sözleşmeyle çalışanlar girer, kısmi süreli işçiler çalışma sürelerine göre tam süreliye dönüştürülür, kesirde yarımdan azı atılır, yarım ve fazlası tama iblağ edilir.[2] Yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar sayıya katılmaz.[3]

Yönetmelik iki ayrıntı daha ekliyor. Halen çalıştırılan engelli işçiler toplam işçi sayısından düşülür, özel güvenlik görevlisi olarak çalışanlar da hesaba alınmaz.[4]

Bir örnekle bakalım. İşverenin İstanbul’da iki işyeri var, birinde 38, diğerinde 27 tam süreli işçi ile haftada 22,5 saat çalışan 10 kısmi süreli işçi bulunuyor. Kısmi süreliler 5 tam süreliye karşılık gelir ve toplam 70 eder, bunlardan biri engelli olduğu için taban 69’a iner.

Hesap adımı İstanbul Ankara
Tam süreli işçi 38 + 27 = 65 41
Kısmi süreli (10 x 22,5 / 45) 5 0
Çalışan engelli işçi düşülür 70 – 1 = 69 41
Yüzde üç 2,07, kesir atılır, 2 kişi 50 eşiği aşılmadığı için yükümlülük yok
Kontenjan açığı 2 – 1 = 1 kişi 0

Aynı işverenin Ankara’daki 41 işçisi İstanbul sayısına eklenmez, çünkü toplama il sınırı içinde yapılır. İdare iki ili birleştirerek açık hesaplamışsa itiraz dilekçesinin ilk konusu bu olur.

İdari Para Cezasının Kesilmesi ve Tutarın Belirlenmesi

Cezanın dayanağı İş Kanunu’nun 101. maddesidir ve ceza, çalıştırılmayan her engelli ile her ay için ayrı hesaplanır.[5] Kanundaki maktu tutar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranıyla artırılarak uygulanır, bu yüzden cezanın hangi yılın tutarıyla kesildiği karar üzerinde kontrol edilmelidir.[6]

Cezayı Çalışma ve İş Kurumu il müdürü gerekçesini göstererek verir. Birden fazla ilde işyeri olan işverene ceza, işyerlerinin merkezinin bulunduğu ildeki il müdürünce kesilir.[7] Karardaki dönem, kişi sayısı ve işyeri bilgileri bu yüzden tek tek okunmalıdır.

Ödeme süresi tebliğden itibaren bir aydır ve bu süre içinde ödenen cezada yüzde 25 indirim uygulanır. Ödeme yapmak, karara karşı başvuru hakkını ortadan kaldırmaz.[8] İndirimden yararlanıp itirazı ayrıca sürdürmek mümkündür.

Sulh Ceza Hakimliğine Başvuru Süreci

İdari para cezasına karşı yol, idare mahkemesi değil sulh ceza hakimliğidir. Başvuru, kararın tebliğinden itibaren en geç 15 gün içinde yapılır, süre kaçarsa ceza kesinleşir.[9] Mücbir sebep varsa engelin kalktığı tarihten itibaren 7 gün içinde başvurulabilir.[10]

Dilekçe iki nüsha verilir, cezanın tarih ve sayısı ile dayanılan deliller açıkça gösterilir. Hakimlik idarenin cevabını aldıktan sonra tarafları dinleyebilir, tanık ve bilirkişiye başvurabilir.[11] Sonuç ya başvurunun reddi ya da idari yaptırım kararının kaldırılmasıdır.

Hakimlik kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir, itiraz dosya üzerinden incelenir.[12] Kanun belirli bir tutarın altındaki cezalara ilişkin kararların kesin olduğunu söylediği için itiraz yolunun açık olup olmadığı cezanın tutarına göre kontrol edilir.[13]

İtiraz Dilekçesinde Öne Çıkan Savunmalar

Savunmanın gücü, idarenin hesabını belgeyle çürütebilmekten gelir. Dosyalarda sık görülen savunma başlıkları şunlardır:

  • Farklı illerdeki işçilerin tek tabanda toplanmış olması
  • Kısmi süreli işçilerin tam süreliye dönüştürülmeden sayılması
  • Yer altı, su altı ya da özel güvenlik işçilerinin hesaba katılması
  • İşe alınmış engelli işçinin İŞKUR tescili bulunmadığı için sayılmaması
  • Açık kalan ayların ve eksik kişi sayısının yanlış belirlenmesi

Tescil savunmasında süre kritik. İŞKUR aracılığı olmadan engelli işe alan işveren bunu işe başlama tarihinden itibaren 15 iş günü içinde bildirip tescil ettirmek zorundadır, tescil edilmeyen işçi engelli statüsünde değerlendirilmez.[14] Kanun işçinin İŞKUR aracılığıyla sağlanmasını öngörür ama aday gönderilmemesini açıkça muafiyet saymaz, bu nedenle talep kayıtları ve yönlendirilen adayların neden işe başlamadığını gösteren yazışmalar dosyaya eksiksiz konmalıdır.[15]

Engelli Kontenjanı Cezasına İtiraz

Kesinleşen Cezanın Tahsili ve Faiz Başlangıcı

Bu cezalar kanun gereği genel hükümlere göre tahsil edilir.[16] Ödenmeyen ceza için icra takibi başlatılabilir, işveren takibe itiraz ederse alacaklı kurum itirazın iptali davası açar.

Yargıtay’ın incelediği bir dosyada kurum, sulh ceza itirazı sürerken ilamsız takip başlatmıştı. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi faizi cezanın kesinleştiği tarihten başlattı, icra inkar tazminatı talebini reddetti. İdari para cezasında kalemlerin ve tekrarın nasıl hesaplandığı ise sigortasız işçi çalıştırma cezası örneğinde görülebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi yalnız yargılama giderinin haklılık oranına göre paylaştırılmasını düzelterek kararı onadı, işverenin karar düzeltme istemini de reddetti.[17]

Bu dosyanın işverene gösterdiği şey açık. Sulh ceza süreci devam ederken başlatılan takipte kesinleşmeden önceki dönem için faiz istenmesi, itirazda ileri sürülebilecek bir somut hesap hatasıdır.

Engelli İşçinin Başvurabileceği Dava Yolları

Kontenjanla işe giren işçi, sözleşmesi süresince diğer işçilerle aynı korumadan yararlanır ve ayrıca engelliliğe dayalı ayrım yasağıyla korunur. İş ilişkisinde engelliliğe dayalı ayrım yapılamaz, aykırılıkta işçi dört aya kadar ücreti tutarında tazminat ile yoksun kaldığı hakları isteyebilir.[18]

İspat yükü bu davalarda kademelidir. İşçi ihlal ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyarsa, ihlalin olmadığını işveren ispatlar.[19]

Ücret farkı sözleşmedeki bir skalaya dayanıyorsa eşit davranma iddiası sonuç vermeyebilir. Engelli kadrosunda çalışan bir işçi, toplu iş sözleşmesindeki işe giriş tarihine bağlı düşük ücret skalasını eşit davranma borcuna aykırı saydı. İlk derece mahkemesi ücretin sözleşmedeki skalaya uygun ödendiği gerekçesiyle davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti, Yargıtay da bu kararı onadı.[20]

Maluliyeti Ortadan Kalkan İşçinin İşe Alınma Hakkı

Az bilinen bir dava yolu daha var. İşyerinden malulen ayrılmak zorunda kalan ve sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçi eski işyerine dönmek isterse, işveren onu boş yer varsa hemen, yoksa boşalan ilk işe başka adaylara tercih ederek almak zorundadır.[21] Şartlar varken sözleşme yapılmazsa işçi altı aylık ücreti tutarında tazminat ister.

Bu talepte ispat edilecek olgular bellidir. Maluliyetin kalktığını gösteren sağlık belgesi, işe alınma isteğinin yazılı ve tarihli bildirimi ile o tarihte boş ya da boşalan kadronun varlığı dosyanın omurgasını oluşturur. İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı eksikliğinden doğan cezalar ayrı bir kalemdir: işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı zorunluluğu.

Engelli İşçinin Dava Yolları

Taraflara Göre Sık Yapılan Hatalar

Aşağıdaki tablo, ceza ve dava dosyalarında hak kaybına yol açan hataları tarafına göre ayırıyor.

Taraf Hata Sonucu
İşveren Ceza kararına 15 günde başvurmamak Ceza kesinleşir, sonradan hesap hatası ileri sürülemez
İşveren Kendi bulduğu engelliyi 15 iş gününde tescil ettirmemek İşçi kontenjana sayılmaz, açık devam eder
İşveren İŞKUR’a talep ve aday yazışmalarını saklamamak Savunma yalnız beyana dayanır
İşçi Farklı muameleyi engellilikle ilişkilendirmemek Ayrımcılık tazminatı talebi zayıflar
İşçi İşe dönüş isteğini sözlü bildirmek Altı aylık ücret tazminatında talep tarihi ispatlanamaz

Engelli Çalıştırma Yükümlülüğü Hakkında Sık Sorulan Sorular

Ceza ve dava sürecinde en çok sorulan konular şunlar.

Bu yazı genel bilgi verir ve belirli bir ceza kararı ya da iş ilişkisi hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Ceza tebliğ edildiyse 15 günlük süre dolmadan dosyanızı bir avukatla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.

Kaynaklar

  1. 4857 sayılı İş Kanunu m.30/1 ↩
  2. 4857 sayılı İş Kanunu m.30/2 ↩
  3. 4857 sayılı İş Kanunu m.30/4 ↩
  4. Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik m.11/3 ve m.11/6 ↩
  5. 4857 sayılı İş Kanunu m.101 ↩
  6. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/7 ↩
  7. 4857 sayılı İş Kanunu m.108 (7553 sayılı Kanunla değişik) ↩
  8. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/6 ↩
  9. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1 ↩
  10. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/2 ↩
  11. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/3-4, m.28 ↩
  12. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.29 ↩
  13. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/10 ↩
  14. Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik m.13/2 ↩
  15. 4857 sayılı İş Kanunu m.30/3 ↩
  16. 4857 sayılı İş Kanunu m.108 ↩
  17. Yargıtay 3. HD E.2023/4938 K.2024/3016, 14.10.2024; Yargıtay 3. HD E.2025/662 K.2025/4190, 22.09.2025 ↩
  18. 4857 sayılı İş Kanunu m.5/1 ve m.5/6 ↩
  19. 4857 sayılı İş Kanunu m.5/7 ↩
  20. Yargıtay 9. HD E.2025/7341 K.2025/8390, 03.11.2025 ↩
  21. 4857 sayılı İş Kanunu m.30/5 ↩

Diğer Makalelerimiz

Randevu Oluştur

Bilgi Almak İçin Arayın

WhatsApp'tan Yazın

Hukuki bir konuda desteğe ihtiyacınız olduğunda buradayız.

Karşılaştığınız hukuki durumları birlikte değerlendirebilir, sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda size yol gösterebiliriz. Sorularınızı sormak veya görüşme planlamak için bizimle iletişime geçmeniz yeterlidir.

Ara WhatsApp