Asgari ücretten bildirilen ama daha fazla ücret alan işçi, SGK kayıtlarındaki kazancı düzelttirmek için kazanç tespit davası açabilir. Dava, işverenin bildirdiği tutarın gerçek ücretten düşük olduğunu kanıtlamaya dayanır ve ispat yükü işçidedir.
Ücret iddiası yazılı delil sınırını aşıyorsa imzalı makbuz, banka kaydı ya da ticari defter gibi yazılı delil aranır; sınırın altında kalan miktar için tanık dinlenebilir. Kurum denetimi geriye doğru en çok bir yılı kapsadığından eski yılların kaydı için mahkeme kararı gerekir; ücret ödenmezse işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir, ama fesih tek başına gerçek ücreti ispatlamaz.
İçindekiler9 başlık
Düşük Bildirimde Üç Ayrı Yol
Aynı olay üç ayrı hukuki sonuca bağlanabilir. Hangisini seçeceğiniz, kaydı düzeltmek mi, alacak almak mı, işten ayrılmak mı istediğinize bağlıdır.
| Yol | Amaç | Karşı taraf | Ön şart |
|---|---|---|---|
| Prime esas kazanç tespiti | SGK kaydındaki kazancı düzeltmek | İşveren ve Kurum | Hizmet süresi tespiti talebi yoksa Kuruma ön başvuru gerekir |
| İşçilik alacağı davası | Kıdem, fazla mesai, izin gibi alacakları gerçek ücretle almak | İşveren | Arabulucuya başvuru dava şartı |
| Haklı fesih | Sözleşmeyi bitirip kıdem tazminatı istemek | İşveren | Yazılı fesih bildirimi |
Yollar birbirini dışlamaz. Çoğu dosyada işçi önce ücret alacaklarını dava eder, kayıt düzeltmesini ayrıca ister.
Kazanç Tespit Davasında Taraflar ve Ön Başvuru
Dava iş mahkemesinde açılır. Salt prime esas kazancın tespiti istenen davada Kurum da davalı olarak yer alır. Hizmet süresinin tespiti de istenen davalarda ise dava Kuruma resen ihbar edilir ve Kurum davaya fer’i müdahil olarak katılır.[1]
Kuruma önceden başvuru zorunluluğu, hizmet akdine tabi çalışma sürelerinin tespiti talepleri dışında kalan sosyal güvenlik uyuşmazlıkları için öngörülmüştür.[2] İstisna lafzen yalnız çalışma sürelerinin tespitini kapsar, bu nedenle kazanç farkı için Kuruma önceden başvurmak gerekir. Kuruma yazılı başvuru yapılmadan açılan kazanç tespiti davası usulden reddedilebilir.[3]
Örneğin bir davacı Kuruma kazancın düzeltilmesi için başvurmuş, Kurum şikayeti inceleyip tespit yapamamıştı. Dava bu başvurunun sonuçsuz kalmasından sonra açıldı ve ilk derece mahkemesinde görüldü.[4]
Gerçek Ücretin Kanıtı: Yazılı Delil Kuralı
Çalışmanın olduğu her delille kanıtlanır ama ücret için aynı serbestlik yoktur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kazanç tespit davasında ücret iddiasının yazılı delille ispat sınırını aşması halinde yazılı delil aradığını yineliyor.[5]
Bu kararda daire şunu söylüyor: işçinin imzasını taşıyan bordro ya da sözleşmedeki ücretin gerçek olmadığı, işçinin imzalı aylık ücret makbuzları, banka kayıtları ve ticari defter kayıtları gibi belgelerle kanıtlanabilir. Sınırın altında kalan miktar için tanık dinlenebilir. Sınırı aşan miktarda da çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler varsa tanık dinletmek mümkündür.
Gerekçe Yargıtay’a aittir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak davayı yine kısmen kabul etmişti. Daire, yazılı delil aranmadan eksik inceleme yapıldığı için oy çokluğuyla bozdu. Primlerin eksik yatırılması nedeniyle işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshedemeyeceği SGK prim günü eksikse haklı fesih yazısında incelenir.
Kayıtlarda ücret asgari ücret görünüyorsa mahkeme önce işçinin elinde yazılı bir iz olup olmadığına bakar. Banka dekontu, imzalı makbuz, işveren yetkilisinin mesajı ya da yazısı bu izin en güçlü biçimleridir.

Elden Ödeme İddiasında Tanığın Ağırlığı
Elden ödeme çoğu zaman belgesizdir ve dava tanığa kalır. Mahkemeler bu durumda tanığın somut bilgi verip vermediğine bakar.
Elektrik ustası olarak çalıştığını söyleyen bir davacının kazanç tespiti istemini ilk derece mahkemesi reddetti. Mahkeme, dinlenen tanıkların bildirilen kazancın üzerinde ücret aldığına dair net beyanda bulunmadığını gerekçe yaptı. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti, Yargıtay da bu kararı onadı.[6]
Davacı temyizde işveren yetkilisinin imzasını taşıyan bir elden ödeme belgesi ve Kurum inceleme raporu bulunduğunu ileri sürmüştü. Yargıtay bu itirazları bozma sebebi saymadı. Ret gerekçesi ilk derece mahkemesine aittir.
Başka bir dosyada mobilya ustası olduğunu söyleyen davacı, sigortasının geç başladığını ve ücretinin bir kısmını elden aldığını ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi çalışma dönemini asgari ücretle tespit etti, fazlaya ilişkin istemi reddetti. Davacı fazlaya ilişkin reddi temyiz etmedi, Yargıtay yalnız davalı ve Kurumun temyizini reddederek bölge adliye mahkemesinin kararını onadı ve ayrıca gerekçe yazmadı.[7]
İşçilik Alacağı Davasında Çıkan Ücretin Primi
İşçi ücretin gerçek tutarını işçilik alacağı davasında da tartıştırabilir. Mahkeme fazla mesai ya da ikramiye gibi bir alacağa hükmederse bu ödemeler yargı kararına dayanan kazanç olarak primi doğurur.[8]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu konuda ayrı bir hesap kuralı koyuyor.
İşverence ödeme yapılırsa bu tutar ödemenin yapıldığı ayın, hizmet daha önce bitmişse çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dahil edilir.[9] Karar bir üyenin karşı oyuyla çıkmıştır, karşı oy hak edilen aya mal etme yönündedir.
Kararın pratik sonucu şudur: alacak davası kazandığınızda prim farkı geriye dönük aylara otomatik yazılmaz. Geriye dönük kayıt düzeltmesi için ayrıca kazanç tespit davası ve yazılı delil gerekir. Dava öncesinde mevcut kayıtlar hizmet dökümü alınarak kontrol edilir.
Kurum Denetimi ve Bir Yıllık Sınır
İşçi Kuruma şikayet de edebilir. Kurum denetimde kayıt ve belgeye dayanmaksızın çalıştığı belirlenen, hizmeti veya prime esas kazancı eksik bildirilen sigortalıların geriye yönelik süresini tespit tarihinden itibaren en çok bir yıl olarak dikkate alır.[10]
Bu yüzden uzun süreli bir düşük bildirimde denetim tek başına yeterli olmaz. Geçmiş yılların kaydı için mahkeme kararı gerekir.
Prim belgesi verilmeyen ya da çalıştığı Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için kanun, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurmayı öngörür.[11]
Kazanç farkı davalarında da işverenler hak düşürücü süre itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmektedir. Bu itiraz, hizmet ve kazanç tespitinin birlikte istendiği aşağıdaki iki dosyada da cevap dilekçesinde ileri sürüldü.[12]
Beklemeden dava açmak güvenli yoldur.

Dosyada Bulunması Gereken Belgeler
Gerçek ücreti gösteren her belge dosyaya girer. Aşağıdaki liste, kararların işaret ettiği delilleri sıraya koyuyor.
- SGK hizmet dökümü ve işe giriş bildirgesi
- Banka hesap hareketleri, bildirilen tutarın dışında yatan para varsa ayrıca işaretlenmiş olarak
- İmzalı bordro ve ücret makbuzları ile işçinin imzasını taşımayan ek ödeme notları
- İşverenin ya da yetkilisinin ücreti yazdığı mesaj, e-posta veya belge
- Aynı işte, aynı kıdemde çalışanların ücretini gösteren meslek odası ya da sendika yazısı
- Bordro tanığı ya da aynı dönemde çalışan kişilerin adresi
İşverenin Kuruma verdiği belgeler ve defterler de dosyaya getirtilir. İşveren işyeri defter ve belgelerini on yıl saklamak ve Kurum isteyince ibraz etmek zorundadır.[13]
Haklı Fesih Seçeneği
Ücret kanun veya sözleşmeye uygun hesap edilmez ya da ödenmezse işçi iş sözleşmesini derhal feshedebilir.[14] Fesih yazılı ya da işçinin yazılı kabulüyle KEP üzerinden bildirilmelidir ve fesih bildirimine gerçek ücreti, bildirilen tutarı ve farkı açıkça yazmak ileride tartışmayı azaltır.[15]
Fesih tek başına gerçek ücreti ispatlamaz. Yukarıdaki delil kuralı kıdem tazminatı davasında da geçerlidir ve bildirimde yazan sebeple sınırlı kalmak gerekir.
Asgariden Bildirilen Ücret Davası Hakkında Sorular
Bu yazı genel bilgi niteliğindedir, belgelerinizi bir avukata göstermeden dava açma kararı vermeyin.
Kaynaklar
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/2 ↩
- 7036 sayılı Kanun m.4/1 ↩
- Y. 10. HD, E.2025/17561 K.2026/3157, 25.03.2026 (gerekçe ilk derece mahkemesine aittir, Yargıtay gerekçesiz onadı) ↩
- Y. 10. HD, E.2025/15366 K.2026/5467, 27.04.2026 ↩
- Y. 10. HD, E.2025/15366 K.2026/5467, 27.04.2026 ↩
- Y. 10. HD, E.2025/18189 K.2026/6419, 06.05.2026 ↩
- Y. 10. HD, E.2025/18185 K.2026/6459, 07.05.2026 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.80/1-a/3 ↩
- Y. 10. HD, E.2025/15366 K.2026/5467, 27.04.2026 (Yargıtay’ın bozma gerekçesi) ↩
- 5510 sayılı Kanun m.86, ek fıkra (17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun) ↩
- 5510 sayılı Kanun m.86, 9. fıkra ↩
- Y. 10. HD, E.2025/18185 K.2026/6459 ve E.2025/18189 K.2026/6419 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.86/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e ↩
- 4857 sayılı Kanun m.109 ↩