Şirket aracına kesilen trafik cezası, ihlali yapan sürücünün borcudur. Sürücü o anda tespit edilemezse tutanak plakaya göre düzenlenir ve ilk muhatap araç sahibi olan şirket olur.
Asıl uyuşmazlık şirket cezayı ödedikten sonra başlıyor. Şirket ödediği cezayı Türk Borçlar Kanunu’nun 400. maddesine dayanarak ancak ihlal anında aracı kimin kullandığını, işçinin kusurunu ve kamuya fiilen ödenen tutarı ispat ederek işçiden isteyebilir; dava iş mahkemesinde, arabulucuya başvurulduktan sonra açılır. İşveren ücret borcunu bu alacakla işçinin rızası olmadan takasa sokamaz, rızası alınmadan maaşından ceza kesilen işçi de kesilen tutarı ücret alacağı olarak geri ister.
İçindekiler8 başlık
Tutanağın Düzenlendiği Kişi
Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafik suçunu işleyenler hakkında yetkili personel tutanak düzenler.[1] Sürücü durdurulup tutanak ona verilmişse ceza onun adına işlenir ve şirketin bu aşamada bir borcu doğmaz.
Sürücüsü tespit edilemeyen araçlarda tutanak tescil plakasına göre düzenlenir. Para cezası, trafik kaydında araç sahibi görünen kişiye posta ile tebliğ edilir.[2] Tebligatın şirkete gelmesi ihlalin şirketçe yapıldığını göstermez, yalnızca ödeme muhatabının kim olduğunu belirler.
Tebliğden itibaren bir ay içinde ödenmeyen cezaya her ay yüzde 5 faiz işler ve ceza ile faiz toplamı cezanın iki katını geçemez.[3] Cezaya itiraz için tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulur.[4]
Şirketin Kendi Adına Ceza Aldığı Haller
Kanun araç sahibini ve aracı kendi hesabına işletenleri işleten sayar.[5] Bazı cezalar sürücüden bağımsız olarak doğrudan işletene uygulanır.
- Sürücü belgesi olmayan birinin araç sürmesine izin veren işletene plaka üzerinden ayrıca idari para cezası verilir.[6]
- Takograf zorunlu taşıtlarda taşıt kullanma ve dinlenme sürelerinde sürücü işleten değilse, sorumluluklarını yerine getirmeyen işletene de iki kat idari para cezası uygulanır.[7]
Bu cezalar şirketin kendi denetim yükümlülüğünden doğduğu için işçiden istenmeleri güçleşir. Sigortasız işçi çalıştırma cezası gibi işyerine kesilen cezalarda idare mahkemesi yolu da ayrıca değerlendirilir. İşveren rücu davasında kendi kusurunu da açıklamak zorunda kalır.
Kiralık Araçlarda Ceza Kiracıya Çıkar
7574 sayılı Kanunla 116. maddeye eklenen fıkraya göre ihlal tarihinde aracın kiralandığı, genel kolluğun erişebildiği kimlik bildirme verilerinden anlaşılırsa tutanak kiracı adına düzenlenir. Tebligata elverişli adresi bulunan kiracıdan ceza tahsil edilir.[8]
Aracı kiralayan şirket (kiracı) bu durumda cezayı kendi adına alır ve sürücü çalışanla ilişkisini kendi içinde çözer. 4925 sayılı Kanun kapsamındaki yetki belgesi sahibi taşımacının sorumluluğu ise kiralama ile ortadan kalkmaz. Şoförün işçi mi araç kiracısı mı olduğu tartışması taksi hasılat kirası yazısında görülebilir.
Rücu Davasının Hukuki Dayanağı
Şirket cezayı ödedikten sonra işçiden geri istemek istiyorsa dayanağı Türk Borçlar Kanunu’nun 400. maddesidir. İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur ve bu sorumluluk belirlenirken işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi gibi ölçütler gözetilir.[9]
İspat yükü iddia eden tarafta olduğu için şirket ihlali, işçinin kusurunu ve ödediği tutarı kanıtlamak zorundadır.[10] Aşağıdaki tablo hangi olgunun hangi belgeyle gösterildiğini özetliyor.
| İspatlanacak olgu | İşverenin kullanabileceği belge | Belge eksikse |
|---|---|---|
| İhlal anında aracı kimin kullandığı | Zimmet ve teslim tutanağı, görev emri, araç takip kaydı, yakıt veya geçiş sistemi kaydı | Araç birden çok kişide dolaşıyorsa sorumlu kişi belirlenemez |
| Cezanın hangi kural ihlali nedeniyle kesildiği | Trafik idari para cezası karar tutanağı | Dayanak kural bilinmezse işçinin kusuru değerlendirilemez |
| Kusur ve zorunluluk | Tutanak, tanık, kamera ya da takip verisi, görev talimatı | Teslimat baskısı veya talimat ağırlığı kusuru azaltabilir |
| Kamuya fiilen ödenen tutar | Vergi dairesi veya banka dekontu | Ödeme belgesiz kalan kalem ispatsız kalır |
Uyuşmazlık iş sözleşmesinden doğduğu için iş mahkemesi görevlidir.[11] İşveren alacağı da dahil olmak üzere bu tür davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[12]
Dilekçede dayanak seçimi süre savunmasını etkiler. Sözleşmeye dayanan alacakta genel on yıllık süre, haksız fiile dayanan tazminatta ise zararı ve failini öğrenmeden itibaren iki yıllık süre gündeme gelir.[13]

Rücu Hesabında Faiz Payı
Şirketlerin sık düştüğü hata, ödeme gecikince büyüyen tutarı da işçiye yüklemektir. Varsayımsal bir örnek: 2.000 TL tutarındaki ceza, tebliğden itibaren tanınan bir aylık süreyi dört ay aşarak ödenirse, kanun metni şöyle okunduğunda her gecikme ayı için yüzde 5 faiz hesaba katılır. Gecikme ayının ne zaman saymaya başladığı ve ödenecek tutarın ceza ile faizin toplamı olup olmadığı lafızdan kesin değildir; tablo bu okumaya dayanan bir varsayımdır.
| Kalem | Hesap | Tutar |
|---|---|---|
| Ceza aslı | Tutanakta yazan tutar | 2.000 TL |
| Faiz | 2.000 TL x yüzde 5 x 4 ay | 400 TL |
| Kamuya ödenen toplam | 2.000 TL + 400 TL (iki katı olan 4.000 TL’nin altında) | 2.400 TL |
İşçi bu örnekte 400 TL’lik farkın tebligatı geç değerlendiren işverene ait olduğunu savunabilir. Bu bir hesap kuralı değil savunma argümanıdır ve mahkeme gecikmenin kimden kaynaklandığına bakar.
Maaştan Kesintinin Sınırı
İşçi ücreti takasta özel korunur. Kanuna göre nafaka ve işçi ücreti gibi alacaklar, takas hakkının doğumundan sonra yalnızca alacaklının yani işçinin rızasıyla takas edilebilir.[14] İş sözleşmesine özgü kural da aynı yöndedir: işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Tek istisna, işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit olan zarardan doğan alacaklardır; bunlar ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.[15] Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar da geçersizdir.[16]
Bu lafız nedeniyle iş sözleşmesine önceden yazılan genel bir kesinti maddesi riskli kalır. Cezanın kesinleşmesinden sonra alınan, tutarı ve gerekçesi yazılı rıza ise çok daha güvenli bir dayanaktır.
Kesinti ücret hesap pusulasında diğer kesintilerden ayrı gösterilmelidir.[17] Kesinti disiplin cezası niteliğindeyse ücret kesme cezası kuralları devreye girer. Bu cezalar ancak iş veya toplu sözleşmede gösterilen sebeplerle verilebilir ve ayda iki gündelik tutarı aşamaz.[18]
İşçinin Kesinti İadesi Davası
Rızası olmadan maaşından ceza kesilen işçi, kesilen tutarı ücret alacağı olarak talep eder. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.[19]
İşçi dilekçeye kesintinin görüldüğü bordroları, banka kayıtlarını ve tarafların kesinti konusundaki yazışmalarını ekler. Ücretin kanuna veya sözleşmeye uygun hesaplanmaması işçiye bildirimsiz fesih imkanı verebilir, ancak bu yola gitmeden önce kesintinin tutarı ve işçinin rızası ayrıca tartılır.[20]
Cezadan Önce Toplanacak Belgeler
Her iki taraf için de dosyanın kaderi belgelerle çizilir. Aşağıdaki liste ödeme yapılmadan veya itiraz süresi dolmadan önce tamamlanmalıdır.
- Tebliğ tarihi ödeme ve itiraz sürelerinin başlangıcıdır, zarf ya da e-tebligat kaydı saklanır.
- Araç teslim tutanağı ihlal gününde aracın kimde olduğunu gösterir.
- Takip ve yakıt kaydı ihlal saatinde aracın konumunu ve kullanıcısını doğrular.
- Yazılı bildirim işçiye cezanın geldiği, tutarı ve gerekçesiyle bildirir, sessiz kalan taraf sonradan zorlanır.

Bu yazı genel bilgi içindir ve sözleşmedeki kesinti maddesi, zimmet kayıtları ve tebliğ tarihi gibi ayrıntılar sonucu değiştirir. Maaştan kesinti yapmadan ya da rücu davası açmadan önce belgelerinizi bir avukata göstermeniz yerinde olur.
Kaynaklar
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.114/1 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.116/1-2 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.115/1 ↩
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.3 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.36/3 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.49 ↩
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.116, 7574 sayılı Kanunla eklenen fıkra ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.400 ↩
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-a ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 ve m.72 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.144/3 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407/2 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407/3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.37/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.38/1-2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e ↩