İşçinin işvereni zarara uğratması iki ayrı sonuç doğurabilir: işverenin iş sözleşmesini tazminatsız feshetmesi ve zararın ayrı bir davayla tazmin edilmesi. İki yolun şartları aynı değildir. Fesih hakkı, işçinin kusuruna düşen zararın otuz günlük ücreti aşmasına bağlıdır, tazminat davasında ise zararı ve kusuru işveren ispat etmek zorundadır.[1]
Fesih hakkı, işverenin olayı öğrenmesinden itibaren altı iş günü ve her halde fiilden itibaren bir yıl içinde kullanılır. Zarar, işçinin rızası olmadıkça ücretten takas edilemez; ücret kesme cezası da zarar tazmininin yolu değildir. Tazminat davası iş mahkemesinde görülür, öncesinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır ve işverenin eğitim ya da denetim eksikliği tazminatı indirebilir.
İçindekiler9 başlık
Fesih ve Tazminat İçin Ayrı Dayanaklar
Fesih dayanağı 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II numaralı bendinin (ı) alt bendidir. Metin, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işyerinin malı olan ya da malı olmayıp da eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratmasını sayar.[2]
“Eli altında bulunan” ibaresi sayesinde müşteriden teslim alınan araç ya da kiralanmış makine de kapsama girer. Mülkiyetin işverende olması şart değildir.
Tazminat dayanağı ise Türk Borçlar Kanunu’dur. İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Sorumluluğun belirlenmesinde işin tehlikeli olup olmadığı, uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmediği ile işçinin işverence bilinen yetenek ve nitelikleri gözetilir.[3]
İki yol birbirine bağlı değildir. Zarar eşiğin altında kaldığı için fesih hakkı doğmamış olsa da tazminat borcu doğabilir, fesih hakkı doğmuş olsa da zararın ispatı ayrıca yapılmak zorundadır. Zarar bir iş güvenliği ihlalinden doğmuşsa fesih tartışması iş güvenliğini tehlikeye düşürme ölçütleriyle de yürür.
Kusur Oranına Göre Küçülen Zarar Hesabı
Yargıtay, bu bentte zararın tamamını değil işçinin kusuruna düşen kısmını otuz günlük ücretle kıyaslıyor. Ölçü, 10.10.2019 tarihli bir bozma kararında şöyle kuruldu: işçi kusursuzsa fesih hakkı yoktur, kusur oranı belirlenmişse zarar bu oranda azaltılıp otuz günlük ücretle karşılaştırılır.[4] Zararın kasıttan ya da taksirden doğmasının hukuki sonuca etkisi olmadığı da aynı kararda yer aldı.[5]
Aynı kararda ücretin ölçüsü de verilmiştir: kanunda belirtilmediği için işçi lehine yorumla brüt ücret esas alınır, ücret dar anlamda ücrettir ve ikramiye, prim, fazla çalışma ücreti gibi ödemeler eşiğe katılmaz. Zararın işçi tarafından derhal ödenmiş olması ya da işverence işçiden istenmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.[6]
Aşağıdaki kurgusal örnek aynı hasarın kusur oranına göre nasıl farklı sonuç verdiğini gösteriyor.
| Kalem | Örnek 1 | Örnek 2 |
|---|---|---|
| Aylık brüt çıplak ücret | 30.000 TL | 30.000 TL |
| Otuz günlük ücret (eşik: günlük 1.000 TL x 30) | 30.000 TL | 30.000 TL |
| Hasar bedeli | 90.000 TL | 90.000 TL |
| İşçinin kusur oranı | %30 | %40 |
| Kusura düşen zarar | 27.000 TL | 36.000 TL |
| Sonuç | Eşik aşılmıyor | Eşik aşılıyor |
Rakamlar örnek içindir. Otuz gün bir aydan farklı bir kavram olduğundan eşik, aylık ücret yerine günlük ücretin otuz katı olarak alınır. Yemek, yol gibi ödemeler ve prim eşikte genelde hesaba katılmaz; Yargıtay (22. HD, 2019) dar anlamda ücreti esas aldı. Ücretin sabit parçası dışındaki prim (ör. sefer primi) için uygulama değişkendir, dosyada ayrıca tartışılır.
Kusur ve Zarar İçin İki Ayrı Rapor
Kusur ile zarar farklı bilgi alanlarıdır, bu yüzden Yargıtay ikisinin ayrı ayrı bilirkişilerce belirlenmesini arar.[7] İşverenin kendi hazırladığı hesap belgesi, bilirkişi incelemesinin yerini tutmaz.
Zararın ispatındaki titizliği Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 05.04.2023 tarihli kararı gösteriyor.
Akaryakıt istasyonu ve market işleten şirketler, müdür ile müdür yardımcısından 21.283,70 TL zarar istemişti. Daire, işverenin zararın ne olduğunu, stok açığı mı yoksa kasa açığından doğan zimmet mi bulunduğunu ve nereden kaynaklandığını usulünce ispat edemediğini belirterek zarar taleplerinin reddi gerektiğine karar verdi.[8]
Gerekçedeki ayrıntılar işverenler için bir kontrol listesi gibi okunabilir. Kararda aktarılan bilirkişi raporuna göre zarar belgesinde dönem sonu maliyet bedeline yüzde beş kar eklenip satış bedeli mahsup edilerek açık bulunmuştu; raporda, adet olarak sayılabilen bir malın varsayıma dayalı tutarla değerlendirilemeyeceği ve hesabın satış bedeline değil maliyet bedeline göre yapılabileceği de belirtildi. Daire, işverenin zararın ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını usulünce ispat edemediğini belirtti; açığın küçük bir kısmının fesihten önce çalışanlardan tahsil edilip kapatıldığı da görüldü.[9]

Haklı Fesih İddiası Reddedilen Dava
İşveren zarar gerekçesiyle tazminatsız çıkarma yaptığında kıdem ve ihbar tazminatı davasını işçi açar, haklı fesih sebebinin ispatı ise işverene düşer.[10] Aşağıdaki dosya bunun nasıl sonuçlandığını gösteriyor.
Bursa’da hızlı pres hattında 14 yılı aşkın süre üretim operatörü olarak çalışan işçinin sözleşmesi, hatalı üretim zararı gerekçesiyle sona erdirildi.
İlk Derece Mahkemesi, hatalı üretimin giriş ve gelişme aşamalarında işçinin kusuru bulunmadığını ve işçi hakkında daha önce disiplin soruşturması ya da tutanak bulunmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatını kabul etti. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi işverenin istinaf başvurusunu reddetti.
İşveren temyizde zararın otuz günlük ücretten fazla olduğunu, işçinin ikrar içerikli savunmasını ve kamera kayıtlarını ileri sürdü. Yargıtay, 15.04.2026 tarihinde itirazları bozma sebebi görmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını gerekçesiz biçimde onadı. Kusur değerlendirmesi bu yüzden ilk derece mahkemesinin gerekçesine aittir.[11]
Fesih Süresi ve Savunma Alma
Fesih hakkı, işverenin olayı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü içinde ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılır. İşçi olayda maddi çıkar sağlamışsa bir yıllık süre uygulanmaz.[12]
25. maddenin II numaralı bendine uygun fesihte savunma alma zorunluluğu aranmaz.[13] Buna rağmen yazılı savunma almak ispat açısından değerlidir, ancak yukarıdaki Bursa dosyasında işveren temyizde ikrar içerikli savunmayı ve kamera kayıtlarını ileri sürdü, Daire bunları bozma sebebi saymadı. Savunma, kusur oranı ve zarar miktarı için bilirkişi incelemesini ortadan kaldırmıyor.
Eşiğin altında kalan zarar 25. madde kapsamında kalmaz. İş güvencesi kapsamındaki işçide olayın geçerli neden sayılıp sayılmayacağı 4857 m.18 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir ve bu halde kıdem tazminatı ödenir; bildirim süresine uyulmamışsa ihbar tazminatı da ödenir.[14]
Zararın Ücretten Karşılanması
İşveren, işçiden olan zarar alacağını işçinin rızası olmadıkça ücret borcuyla takas edemez. Tek istisna işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit olan zarardır, bu durumda da takas ücretin haczedilebilir kısmı kadar yapılır.[15]
Ücret kesme cezası ise başka bir kurumdur ve üç sınıra bağlıdır:[16]
- Ceza ancak toplu veya bireysel iş sözleşmesinde gösterilen sebeplerle verilir.
- Kesinti bir ayda iki gündeliği aşamaz.
- Kesilen paralar Bakanlık hesabına yatırılır.
Bu paralar işverenin zararına sayılamayacağı için ceza kesintisi zarar tazmininin yolu değildir.
Kanun ayrıca ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmaları geçersiz sayar.[17] Sözleşmeye peşinen konan “zararı maaştan keseriz” maddesi bu nedenle sağlam bir dayanak olarak görülmez.
Tazminat Davasında Görev, Dava Şartı ve İndirim
İşverenin işçiye karşı açacağı tazminat davasında görevli mahkeme iş mahkemesidir, çünkü iş ilişkisinden doğan her türlü hukuk uyuşmazlığı iş mahkemelerine bırakılmıştır.[18] Davadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır, çünkü kanun işçi alacağının yanında işveren alacağı ve tazminatını da kapsar.[19]
Hakim tazminatı belirlerken kusurun ağırlığını gözetir. İşverenin eğitim vermemesi, denetimsiz bırakması ya da önlem almaması zararın doğmasına etki etmişse tazminat indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.[20] İşçi hafif kusurluysa ve ödeme onu yoksulluğa düşürecekse hakkaniyet indirimi de mümkündür.[21]
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin işverene verdiği zararın tazminini sözleşmeye aykırılığa dayandırıp genel on yıllık zamanaşımına bağlıyor.[22] İşçi tarafından haksız fiil nitelendirmesiyle iki yıl ve en geç on yıllık süre savunması ileri sürülebilir.[23] Dava dilekçesinden önce somut olay değerlendirilmelidir.
Tarafların Sık Yaptığı Hatalar
Dosyalarda tekrar eden hatalar aşağıdaki tabloda toplandı. Hatalar işveren tarafında yoğunlaşıyor, çünkü ispat yükü ondadır.
| Hata | Neden sorun |
|---|---|
| Zararın tamamını eşikle kıyaslamak | Kıyas işçinin kusuruna düşen kısımla yapılır |
| Prim ve ikramiyeyi eşiğe katmak | Eşik dar anlamda brüt ücrettir |
| Zararı işverenin kendi hesap belgesiyle ispatlamak | Kusur ve zarar için bilirkişi raporu gerekir |
| Satış bedeliyle stok açığı hesaplamak | Bilirkişi raporunda hesap maliyet bedeline göre yapıldı, sebebi araştırılır |
| Zararı rızasız maaştan kesmek | Takas için rıza ya da kasten, yargı kararıyla sabit zarar gerekir |
| Altı iş günü sonra fesih yapmak | Fesih hakkı süresinde kullanılmazsa düşer |
| İşçinin ödeme yaptığını fesih engeli saymak | Ödeme doğan fesih hakkını kaldırmaz |

İşçi tarafında da en sık görülen hata, tazminatsız çıkarıldığı halde arabulucuya zamanında başvurmamaktır. Fesih gerekçesindeki bendin ve kusur oranının dosyada nasıl tespit edildiğini görmeden dava açılması da riskli bir tercihtir. İşçiden kasa açığı gibi bir kesinti yapılmışsa o konu ayrı değerlendirilir.
Zarar Nedeniyle Fesih Hakkında Sık Sorulan Sorular
Dava sürecinde en çok sorulan sorular aşağıda kısa cevaplarla yer alıyor.
Bu yazı genel bilgi içindir. Kusur oranı, zarar tutarı ve süreler dosyaya göre değiştiğinden somut durumda belgelerle birlikte bir avukata danışmak yerinde olur.
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-ı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50, m.400 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-ı ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.400 ↩
- Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, E.2016/19697 K.2019/18645, 10.10.2019 ↩
- Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, E.2016/19697 K.2019/18645, 10.10.2019 ↩
- Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, E.2016/19697 K.2019/18645, 10.10.2019 ↩
- Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, E.2016/19697 K.2019/18645, 10.10.2019 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2023/4127 K.2023/5016, 05.04.2023 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2023/4127 K.2023/5016, 05.04.2023 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2023/7457 K.2023/6904, 11.05.2023 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2026/905 K.2026/3197, 15.04.2026 (Bursa BAM 3. HD, E.2024/573 K.2025/2302; Bursa 3. İş Mahkemesi, E.2022/309 K.2023/687) ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.26/1 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.19/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.18 ve m.17 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.38 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407/3 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5/1-a ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51, m.52/1; haksız fiil hükümlerinin sözleşmeye aykırılığa kıyasen uygulanması için m.114/2 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.52/2 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2018/6407 K.2018/15789, 13.09.2018 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72 ↩