Yönetici konumundaki çalışan işten çıkarıldığında önce hangi davayı açacağını netleştirmelidir, çünkü genel müdür ya da müdür unvanı tek başına bir dava türü belirlemez. Dava yolunu iki ölçü ayırır: çalışanın işçi sayılıp sayılmadığı ve işveren vekili olarak iş güvencesinin dışında kalıp kalmadığı.
Şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi işçi sayılmaz, talepleri iş mahkemesinde değil genel görevli mahkemede görülür. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü yönetip işçiyi işe alma ve çıkarma yetkisi de bulunan işveren vekilleri iş güvencesinin dışında kalır; bunlar işe iade isteyemez, ama kıdem ve ihbar tazminatı ile fesih hakkı kötüye kullanılmışsa bildirim süresinin üç katı kötüniyet tazminatı isteyebilir. İşe iade için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur.
İçindekiler8 başlık
İlk Soru: İşçi mi, Organ mı?
İş Kanunu yalnızca bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan kişiyi işçi sayar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçi ve işveren sıfatının aynı kişide birleşemeyeceğini vurgular.[1]
Anonim şirkette yönetim ve temsil yetkisi yönetim kurulu üyesine bırakılmışsa o kişi kişi-organ olur ve işçi sayılmaz. Aynı kararda, hem genel müdür hem yönetim kurulu üyesi olan kişide organ sıfatı kazanılıp kazanılmadığının ayrıca araştırılması gerektiği, organ sıfatı yoksa genel müdürlük görevi nedeniyle iş ilişkisinin sürdüğü belirtilmiştir.
Sonuç davanın nerede açılacağını değiştirir. Kişi-organ sayılan davacının talepleri iş mahkemesinde değil, genel görevli mahkemelerde görülür ve o davada iş mahkemesi görevsizlik kararı vermek zorunda kalır.
Unvan, sözleşmenin başlığı ve ücret yüksekliği değil, şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı belirleyicidir.
İkinci Soru: İş Güvencesinin Dışında mı?
Çalışan işçi sayılsa bile işe iade davası açıp açamayacağı 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin son fıkrasına bağlıdır. Fıkra iki grubu iş güvencesinin dışında bırakır.[2]
- İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları
- İşyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ile işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri
İkinci grupta iki özellik birlikte aranır. Bir şubeyi tek başına yöneten ama işe alma ve çıkarma yetkisi olmayan müdür bu gruba girmez.
Yargıtay, genel müdür yardımcısı için işçiyi işe alma ve çıkarma yetkisinin aranmadığını söylemiştir. Karara göre genel müdürler ve yardımcıları işletme bazında işveren vekili olduğundan iş güvencesinden yararlanamaz.[3]
Aynı dosyada Anayasa Mahkemesi, 05.09.2023 tarihli bireysel başvuru kararında unvandan çok iş tanımına bakılması gerektiğini belirtmiş ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti. Yargıtay yeniden incelemede de sonucu değiştirmedi, çünkü davacı işletme bazında genel müdür yardımcısıydı.

Konuma Göre Dava Yolu
Aşağıdaki tablo tipik konumları lafza ve yukarıdaki kararlara göre sıralıyor. Her satır somut yetkilere göre yeniden değerlendirilir.
| Konum | İş güvencesi | Olağan dava yolu |
|---|---|---|
| Şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi (kişi-organ) | İş ilişkisi kabul edilmeyebilir | Genel görevli mahkemede alacak ve tazminat |
| Genel müdür, işletmenin bütününü yönetiyor | Dışında | Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı |
| Genel müdür yardımcısı, işletme bazında | Dışında, işe alma yetkisi aranmaz | Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı |
| Şube ya da fabrika müdürü, işe alma-çıkarma yetkisi yok | Dışında kalmaz | İşe iade, olmazsa tazminat |
| Aynı müdür, işe alma-çıkarma yetkisi var | Dışında | Alacak davası |
| Bölüm müdürü, işyerinin bütününü yönetmiyor | Dışında kalmaz | İşe iade |
Arabuluculuk ve Süreler
İşe iade talebinde fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur. Anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır.[4]
İşçilik alacağı ve tazminat davalarında da arabulucuya başvurmak dava şartıdır.[5] Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatının zamanaşımı süresi beş yıldır.[6]
Statü tartışmalıysa pratik risk şudur: işveren “iş güvencesi dışındasınız” diye savunur, mahkeme bunu kabul ederse işe iade davası sonuçsuz kalır ve bir aylık süre geçmiş olabilir. Bu yüzden belirsiz durumlarda iki yolun da süresi baştan takvime yazılır.
İş Güvencesi Dışında Kalanın Tazminat Hakları
İşe iade yolu kapalı olan yönetici de kıdem ve ihbar tazminatı alabilir. Ayrıca fesih hakkının kötüye kullanıldığı ispatlanırsa bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı doğar.[7] Kötüniyeti ispat yükü işçidedir.
Rakamlı bir örnek: üç yılı aşan kıdemi olan yöneticinin giydirilmiş aylık ücreti 100.000 TL olsun. Bildirim süresi sekiz haftadır, günlük ücret yaklaşık 3.333,33 TL çıkar.
| Kalem | Süre | Tutar |
|---|---|---|
| İhbar tazminatı | 8 hafta, 56 gün | 186.666,67 TL |
| Kötüniyet tazminatı | 24 hafta, 168 gün | 560.000,00 TL |
| Toplam | 32 hafta | 746.666,67 TL |
Tutarlar yalnızca yöntemi göstermek için seçilmiştir, vergi ve damga kesintileri hesaba katılmamıştır. Sözleşmeyle artırılmış bildirim süresi varsa hesap değişir.

Fazla Mesai ve Diğer Kalemler
Yönetici davalarında en çok tartışılan kalem fazla çalışmadır. Yargıtay, üst düzey yöneticinin görevinin gerektirdiği ücreti alıyorsa ayrıca fazla çalışma ücreti isteyemeyeceğini kabul eder. Ancak aynı yerde ona görev ve talimat veren başka bir yönetici ya da ortak varsa durum değişir ve fazla çalışma için açık talimat verilip verilmediğine bakılır.[8]
Bir dosyada kırk yılı aşan hizmetin ardından davacı genel müdür ve icra kurulu üyesi olarak anılmıştı. Bölge Adliye Mahkemesi kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretini kabul etti, fazla çalışma taleplerini ise çalışmasını kendisi belirleyen üst düzey yönetici olduğu için reddetti. Yargıtay bu kararı onadı.[9]
Başka bir dosyada mağaza müdürü olarak çalışan davacının fazla çalışma ve genel tatil ücretleri hüküm altına alınmış, işveren “üst düzey yöneticidir” savunmasıyla temyize gitmiş, Daire kararı onamıştır.[10] Yani müdür unvanı tek başına, fazla çalışma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Dosyada Bulunması Gerekenler
Statüyü kanıtlayan belgeler dava boyunca belirleyicidir. Aşağıdaki sırayla toplanması işi kolaylaştırır.
- Ticaret sicili gazetesi ve imza sirküleri, yönetim kurulu üyeliği ve temsil yetkisi var mı diye
- İş sözleşmesi, görev tanımı ve atama yazısı
- Kimin talimat verdiğini gösteren organizasyon şeması ve yazışmalar
- İşe alma ve işten çıkarma kararlarını kimin imzaladığını gösteren belgeler
- Ücret bordroları, prim ve ikramiye ödeme dekontları
- Fesih bildirimi ve tebliğ tarihi
Yönetici Konumundaki Çalışanın Dava Süreci Hakkında Sık Sorulan Sorular
Konuyla ilgili en sık gelen sorular aşağıda.
Yazıdaki bilgiler genel niteliktedir. Konumunuzun iş güvencesi bakımından nasıl değerlendirileceği için sözleşmenizi ve yetki belgelerinizi bir avukata gösterin.
Kaynaklar
- Yargıtay 9. HD, E.2024/7367 K.2024/16185, 17.12.2024 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.18, son fıkra ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2024/13722 K.2024/15931, 09.12.2024 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.20/1 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu Ek m.3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.17, altıncı fıkra ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2023/6171 K.2023/4908, 04.04.2023 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2026/1042 K.2026/1343, 16.02.2026 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2026/550 K.2026/2866, 31.03.2026 ↩