İş kazası bildirim yükümlülüğü, sigortalıyı çalıştıran işverenin kazayı o yerin kolluğuna derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirme borcudur.[1] Bu borç yerine getirilmezse işveren hem idari para cezasıyla hem de Kurumun rücu ve tahsil taleplerinde ağırlaşan bir tabloyla karşılaşır.
Bildirimin SGK’ya süresinde yapılmamasının idari para cezasını doğrudan Kurum verir; cezaya tebliğden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz edilebilir, ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bildirim geç kalırsa o tarihe kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneği kusur aranmadan işverenden tahsil edilir, kazanın bildirilmemesi ise olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz.
İçindekiler7 başlık
İş Kazası Bildirim Yükümlülüğünün Kanuni Dayanağı
Bildirim borcu iki kanunda birlikte düzenlenir. 5510 sayılı Kanun bildirimi sigorta olayının Kuruma ulaşması için ister, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise aynı üç iş günlük süreyi işverenin iş güvenliği borçları arasında sayar.[2] Bu ikili yapı, yaptırımın neden iki ayrı kanundan geldiğini de açıklar.
Kimin bildireceği çalışma biçimine göre değişir. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği bu ayrımı daha ayrıntılı yapar.[3]
- Hizmet akdiyle çalışan işçi için yükümlü, onu çalıştıran işverendir.
- Stajyer ve meslek eğitimi gören öğrencide yükümlü, eğitim ya da staj görülen işyerinin işverenidir.
- Tarım veya orman işinde süreksiz çalışan işçide bildirimi işçi ya da işveren yapabilir.
- Kendi adına bağımsız çalışan sigortalı kazayı kendisi bildirir, süre rahatsızlığın engel olmadığı günden sonraki üç iş günüdür ve bir ayı geçemez.
Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde olmuşsa üç iş günü kazanın öğrenildiği tarihten başlar. Bildirim, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle e-sigorta üzerinden ya da doğrudan veya posta yoluyla Kuruma yapılır.[4]
Hastanenin kendi bildirimi işverenin borcunu ortadan kaldırmaz. Sağlık hizmeti sunucusunun on günlük bildirimi ayrı bir yükümlülüktür ve ayrı cezaya bağlanmıştır.[5]
Bildirimin Yapılmamasında İdari Para Cezası
İş kazasının SGK’ya süresinde bildirilmemesinin idari para cezası 6331 sayılı Kanun’dan doğar, cezayı da Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğü değil doğrudan SGK verir.[6] Kanundaki taban tutar SGK bildirimi için 2.000 TL, kazaların kaydını tutmama ve rapor düzenlememe gibi 14. maddenin birinci fıkrasındaki her yükümlülük için ayrı ayrı 1.500 TL’dir.[7]
“14 üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezaları ise doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumunca verilir.” (6331 sayılı Kanun m.26/2)
Bu taban, işyerinin çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre artırılır. Artış oranları kanunda şöyle sıralanmıştır.[8]
| Çalışan sayısı | Az tehlikeli | Tehlikeli | Çok tehlikeli |
|---|---|---|---|
| 10’dan az | Aynı tutar (2.000 TL) | %25 artış (2.500 TL) | %50 artış (3.000 TL) |
| 10-49 | Aynı tutar (2.000 TL) | %50 artış (3.000 TL) | %100 artış (4.000 TL) |
| 50 ve üstü | %50 artış (3.000 TL) | %100 artış (4.000 TL) | %200 artış (6.000 TL) |
Tablodaki rakamlar kanun metnindeki tabana göredir. İdari para cezaları her takvim yılı başında Vergi Usul Kanunu’na göre ilan edilen yeniden değerleme oranıyla artırılarak uygulandığından, tebliğ edilen cezada daha yüksek bir tutar görülür.[9]
Cezanın tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesindeki usul işler. Tebliğden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz edilebilir, itiraz takibi durdurur ve ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.[10]
Dava açmak ise tahsilatı kendiliğinden durdurmaz, kanun bunu açıkça söyler: “Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz.”[11] Dava süresi kaçırılırsa ceza kesinleşir.
Sık yapılan bir hata, bu cezayı 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin kendisine dayandırmaktır. Madde 102’nin yürürlükteki bentleri iş kazası bildirgesine ayrı bir ceza öngörmez, iş kazası bildirgesindeki ceza 6331’in 26. maddesinden gelir ve 102. madde yalnız usul bakımından uygulanır.
Geç Bildirimin Rücu ve Tahsil Sonuçları
Ceza, geç bildirimin en hafif sonucudur. Asıl yük, Kurumun işverene yönelttiği para talepleridir ve bunların her biri farklı bir kanun hükmüne dayanır.
Bildirim süresinde yapılmazsa bildirim tarihine kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneği kusur aranmadan işverenden tahsil edilir.[12] Kaza, işçinin sigortalı işe giriş bildirgesi verilmeden önce olmuşsa sorumluluk çok daha geniştir. Bu durumda Kurumun yaptığı bütün masraflar ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, işverenin kusuru aranmaksızın işverene ödettirilir.[13]
Gerçeğe aykırı bildirim de ayrı bir risk taşır. Kurum soruşturmasında bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, yersiz yapılan ödemeler bildirimi yapandan ödeme tarihinden itibaren geri alınır.[14]
Kaza günü çalışmanın Kuruma bildirilmemesi teşvik kaybına da yol açabilir. Bir dosyada bölge adliye mahkemesi, bozma kararına uyarak verdiği kararda kaza gününe ait hizmeti aylık prim ve hizmet belgesinde göstermeyen işverene bir ay süreyle teşvik indiriminden yararlandırmama işlemini 5510 sayılı Kanun’un ek 14. maddesine uygun bulmuş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu kararı onamıştır.[15]
Aynı dosyada asgari ücret desteği ise SGK’nın 14.07.2017 tarihli genel yazısı uyarınca yeniden tanımlandığı için o talep konusuz kalmıştır.

Bildirilmeyen Kazanın Tespit ve Tazminat Davasına Etkisi
İşverenin kazayı bildirmemiş olması, olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz. Bildirimin eksikliği ispat yükünü işçiye kaydırır gibi görünse de mahkemeler olayı hastane kayıtları, tanıklar ve Kurum incelemesiyle yeniden kurar.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin onadığı bir tespit davasında hastane epikrizinde olay “evde merdivenden düşme” olarak yazılmış, işveren kaza iddiasının üç yıl sonra ileri sürüldüğünü savunmuştu. Bölge adliye mahkemesi aynı gün hastane girişini, bordrolu iş arkadaşlarının kaza sonrasına ilişkin anlatımlarını esas alıp epikrizdeki beyanın kazayı gizlemeye yönelik olduğunu kabul etti ve olay iş kazası sayıldı.[16]
Kurumun “işveren bildirmedi, davaya sebep olmadık” savunması da sonucu değiştirmedi.
Tazminat davasında ise geç başvurunun ardından yapılan Kurum incelemesi önemli bir delil haline gelir. Bir dosyada işveren, kazanın bildirilmediğini ve işçinin iki yıl sonra başvurduğunu ileri sürerek davanın samimi olmadığını savunmuştu.
Yargıtay hükmü iki gerekçeyle bozdu. İlki, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin, yani asıl işveren ve alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığının belirlenmeden karar verilmesiydi. İkincisi, Kurum inceleme raporundaki kusur dağılımı ile mahkemenin aldığı bilirkişi kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmemesiydi.[17]
İşverenin geç başvuru itirazı ise incelenmedi, Daire sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verdi. Yani Yargıtay bu itirazı reddetmiş değildir, yalnız incelemeye geçmemiştir.
İki karar birlikte okunduğunda, bildirimsiz bir kazada dosyanın kaderini çoğu zaman ilk günün kayıtları belirler. Hastaneye giriş saati, olay yerindeki tanıklar ve Kurumun sonradan yaptığı soruşturma, eksik bildirimin bıraktığı boşluğu doldurur.
İşverenin Bildirim Dosyasında Sık Yapılan Hatalar
Bildirim yükümlülüğüne ilişkin uyuşmazlıklarda aynı hatalar tekrar eder. Aşağıdaki tablo bu hataları ve doğurduğu hukuki sonucu eşleştirir.
| Hata | Hukuki sonuç |
|---|---|
| Yaralanmanın iyileşmesini bekleyip bildirimi ertelemek | Süre kaçırılır, ceza ve bildirim tarihine kadarki ödeneğin işverenden tahsili (m.21/2) |
| Yalnız SGK’ya bildirip kolluğa haber vermemek | 13/2-a’daki “derhal” borcu yerine gelmez, olay yeri delili kaybolur |
| Olayı ev kazası ya da hastalık olarak kaydettirmek | Tespit davasında kayıt aşılabilir, gerçeğe aykırı bildirimde yersiz ödeme bildirimi yapandan alınır (m.13/3) |
| Kaza günü hizmetini prim belgesinde göstermemek | Kayıt dışı çalıştırma tespiti ve bir aylık teşvik yasağı riski (ek m.14) |
| İşe giriş bildirgesini kazadan sonra vermek | Masraflar ve ilk peşin sermaye değeri kusura bakılmadan işverene (m.23) |
| Kaza kaydı ve inceleme raporu tutmamak | SGK bildiriminden ayrı, her yükümlülük için ayrı ceza (6331 m.14/1, m.26/1-e) |
İşçi veya Hak Sahibinin Kazayı Kuruma Bildirmesi
Hizmet akdiyle çalışan işçinin kanunda bir bildirim borcu yoktur, bu yüzden işçinin ya da ölüm halinde yakınlarının bildirmemesi onlar için bir hak kaybı doğurmaz. Bildirim yükümlüsü işveren olduğundan, işveren susarsa işçi SGK’ya yazılı başvuru yaparak olayın soruşturulmasını isteyebilir. Kurumun kararına karşı iş kazasında geçici iş göremezlik ödeneği yönünden itiraz yolu da ayrıca vardır.
Kurum, bildirge ve kamu kurumlarının belgelerinden karar veremediği kazaları denetim memurlarına ya da iş müfettişlerine soruşturtur.[18] Kurum olayı iş kazası saymazsa iş mahkemesinde işveren ve SGK aleyhine tespit davası açılır. İş kazasından doğan tespit ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir.[19]
Kendi adına bağımsız çalışan sigortalıda durum farklıdır. Bildirimi süresinde yapmazsa geçici iş göremezlik ödeneği bildirim tarihinden itibaren ödenir, öncesindeki günler için ödenek alınamaz.[20] Bildirime engel durum hekim raporuyla ya da mücbir sebep belgesiyle kanıtlanmalıdır.
Başvuru dilekçesinde kazanın tarihi, saati, yeri, tanıklar ve ilk başvurulan sağlık kuruluşu açıkça yazılmalıdır. Aşağıdaki örnek bu bilgileri bir araya getirir.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
[İl] SOSYAL GÜVENLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ / [Merkez] SOSYAL GÜVENLİK MERKEZİ’NE
BAŞVURAN: [Ad soyad, T.C. kimlik no, adres, telefon]
İŞVEREN: [Unvan, işyeri sicil no, adres]
KONU: Bildirilmeyen iş kazasının soruşturulması talebi
[Tarih] günü saat [saat] sıralarında, [işyeri adresi] adresindeki işyerinde [yapılan iş] sırasında [olayın kısa anlatımı] sonucu yaralandım. Aynı gün [hastane adı] hastanesine başvurdum ve [gün sayısı] gün istirahat raporu aldım.
İşverenim bu olayı 5510 sayılı Kanun m.13/2-a uyarınca Kurumunuza bildirmemiştir. Olayı [tanık adları] görmüştür, hastane kayıtları ve raporlar ektedir.
Olayın 5510 sayılı Kanun m.13/3 uyarınca soruşturulmasını, iş kazası olarak kabul edilmesini ve geçici iş göremezlik ödeneğimin ödenmesini talep ederim.
Ekler: Hastane kayıtları ve istirahat raporu, tanık listesi, varsa olay yeri fotoğrafları
[Tarih]
[Ad Soyad]
(İmza)
Sık Sorulan Sorular
İşverenin bildirim yükümlülüğüne ilişkin en çok sorulan sorular şunlardır.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve her kazanın kayıtları farklı sonuç doğurabilir. Bildirim, ceza ya da rücu konusunda karar vermeden önce belgelerinizi bir avukatla birlikte gözden geçirin.
Kaynaklar
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13/2-a ↩
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14/2-a ↩
- Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m.35/1 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.13/2 son paragraf, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m.35/1-2 ↩
- 6331 sayılı Kanun m.14/4 ve m.26/1-e ↩
- 6331 sayılı Kanun m.26/2 ↩
- 6331 sayılı Kanun m.26/1-e ↩
- 6331 sayılı Kanun m.26/3 ↩
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/7 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.102, 6331 sayılı Kanun m.26/2 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.102 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.21/2, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m.35/4 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.23/1-2 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.13/3 ↩
- Yargıtay 10. HD, E.2023/5061 K.2023/6843, 13.06.2023 (onama) ↩
- Yargıtay 10. HD, E.2024/2193 K.2024/3683, 03.04.2024 (onama) ↩
- Yargıtay 10. HD, E.2024/3781 K.2024/12683, 10.12.2024 ↩
- Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m.37/1-2 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.22/2, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m.35/5 ↩