İnşaat işçilerinin hakları mahkemeye taşındığında tartışma çoğu zaman üç soruda düğümlenir: şantiye kapanınca iş sözleşmesi gerçekten kendiliğinden mi sona erdi, müteahhit ödemezse ücreti kim karşılar ve yurt dışındaki bir şantiyede hangi ülkenin hukuku uygulanır. Bu soruların cevabı işçinin kıdem, ihbar ve ücret alacaklarının kaderini belirler.
Yazılı ve işin bitimine bağlı belirli süreli bir sözleşme yoksa şantiyenin kapanması işverenin feshi sayılır; aynı işverenin farklı şantiyelerinde geçen süreler kıdemde toplanır. Kamu idaresinin verdiği inşaatta ücreti ödenmeyen işçi idareye başvurabilir, idare ücreti müteahhidin hakedişinden keserek öder ama her hakediş dönemi için üç aylık ücretle sınırlı sorumludur. Kıdem, ihbar ve ücret alacaklarında zamanaşımı beş yıldır ve dava öncesinde arabuluculuk zorunludur; iş kazası tazminatı bu şartın dışındadır.
İçindekiler10 başlık
Şantiye Bitimi Savunması ve Belirli Süreli Sözleşme Şartı
“Proje bitti, iş sona erdi” savunmasının geçerli olabilmesi için ortada yazılı ve işin tamamlanması gibi objektif bir koşula bağlanmış belirli süreli bir sözleşme bulunmalıdır.[1] Bu şart yoksa sözleşme belirsiz süreli sayılır ve şantiyenin kapanması kendiliğinden bir sona erme nedeni olmaz. İşveren bu durumda feshi yapmış taraftır.
Belirsiz süreli sözleşmeyi fesheden işveren önce bildirim yapmak, yani ihbar önelini vermek ya da karşılığını ödemek zorundadır.[2] Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde altı aylık kıdemi olan işçi bakımından fesih, işletmenin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe de dayanmalıdır.[3] Şantiyenin tamamlanması böyle bir sebep olabilir, ama işverenin başka bir şantiyesi işçiyi alabilecek durumdaysa bu ayrıca tartışılır.
Kod 18 ile Bildirilen Çıkış ve İspat Yükü
Bir dosyada inşaat mühendisi olarak iki yılı aşkın çalışan işçinin çıkışı SGK’ya “işin sona ermesi” koduyla bildirilmişti. İlk derece mahkemesi, işin bittiğine dair hiçbir belge sunulmadığını ve ileri sürülen ihale bitiminin tek başına belirli süreli sözleşmeye dayanak olamayacağını belirterek kıdem ve ihbar tazminatına hükmetti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti, Yargıtay da bu kısmı onadı.[4]
Çıkış kodu işverenin tek taraflı beyanıdır. Fesih sebebinin varlığını ve haklılığını ispat yükü işverendedir, işçinin “iş gerçekten bitmedi” diye ayrıca belge getirmesi gerekmez.
Gerçekten yazılı ve işin bitimine bağlı bir sözleşme varsa durum değişir. Süre dolunca sözleşme fesih bildirimine gerek olmadan sona erer ve ihbar öneli kuralı uygulanmaz, çünkü kanun bildirimi belirsiz süreli sözleşmeler için arar. Esaslı bir neden olmadan art arda yapılan belirli süreli sözleşmeler ise başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.[5]

Farklı Şantiyelerde Geçen Sürelerin Birleştirilmesi
Aynı işverenin farklı şantiyelerinde, aralıklarla yeniden işe girilerek geçen süreler kıdem hesabında toplanır.[6] Sözleşmenin her proje başında yeniden imzalanması bu sonucu değiştirmez. Önceki bir ayrılışta tazminatı ödenmiş dönem varsa, aynı süre için ikinci kez ödeme istenemeyeceği hesapta ayrıca gözetilir.
Şantiyeler arasında işveren unvanı değişmişse ilk bakılacak yer işyeri devridir. İşyerinin bir işverenden başka bir işverene geçmesi halinde kıdem, bütün sürelerin toplamı üzerinden hesaplanır ve devreden işveren kendi çalıştırdığı süreyle sınırlı sorumlu kalır.[7] Unvan değişikliği ile gerçek bir devir arasındaki farkı ticaret sicili kayıtları ortaya koyar.
Şantiye Davasında Delil Haritası
İnşaat işinde kayıtlar dağınıktır, puantaj çoğu zaman şantiye şefinin defterinde kalır. Aşağıdaki tablo, sık görülen iddialar için hangi belgenin kimden isteneceğini gösterir.
| İddia | İşverenden istenecek belge | Dışarıdan getirtilecek kayıt |
|---|---|---|
| Çalışma süresi ve aralıklar | Şantiye giriş-çıkış ve puantaj kayıtları | SGK hizmet dökümü, işyeri sicil dosyası |
| İşin gerçekten bitip bitmediği | Kesin kabul ya da geçici kabul tutanağı | İhale makamı ya da belediye yazısı |
| Ücretin bordrodan yüksek olduğu | Banka ödeme listeleri, avans kayıtları | Aynı şantiyedeki işçilerin tanıklığı, meslek kuruluşu emsal ücret yazısı |
| Taşeron zinciri | Alt işveren ve anahtar teslim sözleşmeleri | Hakediş dosyaları, SGK’daki alt işveren tescili |
| Yurt dışı çalışma şartları | Yurt dışı iş sözleşmesi, ücret dökümü | İŞKUR’daki sözleşme kaydı |
Kamu İhalesindeki İnşaatta Hakedişten Ücret Talebi
Müteahhide bina, köprü, hat ya da yol yapımı veren kamu idaresi, ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine bu ücreti müteahhidin hakedişinden keserek öder.[8] Hakediş ödeneceği, şantiye ilan tahtası gibi işçilerin görebileceği bir yere yazılı ilanla duyurulur. İdarenin sorumluluğu her hakediş dönemi için üç aylık ücret tutarıyla sınırlıdır.[9]
Müteahhidin bu idaredeki teminat ve hakedişleri üzerindeki devir, haciz ve icra takipleri, işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım için hüküm doğurur.[10] Bu yüzden ücreti ödenmeyen işçinin idareye başvurusunu (delil için yazılı yapması önerilir) hakediş ödenmeden önce yapması, tahsil şansını belirleyen en önemli adımdır.
Özel İş Sahibinin Hakediş Sorumluluğu Sınırı
Bir sanayi tesisi şantiyesinde anahtar teslim sözleşme yapan özel bir şirket, şantiyedeki bekçinin son üç aylık ücretinden ilk derece mahkemesince sorumlu tutulmuştu. Yargıtay, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyizi üzerine bu kararı bozdu. Dairenin gerekçesine göre ihale makamı için öngörülen üç aylık sorumluluk yalnız maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşlarıyla sınırlıdır ve özel hukuk tüzel kişisi bu hükme dayanılarak sorumlu tutulamaz.[11]
Bu sınır, Yargıtay’a göre m.36/1-2’deki ihale makamı sorumluluğu içindir. Alt işverene iş veren işverenin m.36/5’teki kontrol ve kesinti yükümlülüğü ile m.2/6’daki birlikte sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.[12]

Şantiye Şefinin Fazla Çalışma Talebi
Çalışma saatlerini kendisi belirleyen ve şantiyede üzerinde başka bir amir bulunmayan şantiye şefi, Yargıtay uygulamasında fazla çalışma ücreti isteyemez. Yukarıda anılan inşaat mühendisi dosyasında ilk derece mahkemesi tanık beyanlarıyla fazla çalışmayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi de bu hükmü esastan reddederek onamıştı. Yargıtay, davacının projeyi sevk ve idare ettiğini gözeterek dairenin yerleşik uygulamasına göre bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu, mahkeme de bozmaya uydu.[13]
Bu ilke unvana değil fiili duruma bakar. Mesai saatleri proje müdürü ya da merkez ofis tarafından belirlenen, giriş-çıkışı kayda bağlanan bir şef için sonuç farklı olabilir.
Yurt Dışı Şantiyede Uygulanacak Hukuk
Yurt dışında bir inşaatta çalışan işçinin davasında ilk mesele, sözleşmeye hangi ülke hukukunun uygulanacağıdır. Taraflar hukuk seçmemişse işçinin işini mutad olarak yaptığı yerin hukuku uygulanır, işin başka ülkede geçici yapılması o yeri mutad işyeri yapmaz.[14] İşçi, işverenin ya da kendisinin Türkiye’deki yerleşim yerinde dava açabilir.[15]
Umman’daki bir havaalanı inşaatında tüm çalışma süresini geçiren ölçme teknisyeninin davasında yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi Türk hukukunu uygulamıştı. Yargıtay kararı bozdu ve önce İŞKUR’dan davacıya ait yurt dışı iş sözleşmesi bulunup bulunmadığının sorulmasını istedi. Dairenin gerekçesine göre geçerli bir hukuk seçimi yoksa mutad işyeri hukuku olan Umman hukuku uygulanır, işçi ile işverenin Türk olması tek başına daha sıkı ilişkili hukuk için yeterli değildir.[16]
5718 sayılı Kanun m.27’nin birinci ve dördüncü fıkraları 4.6.2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla değişti. Yeni metin, daha sıkı ilişkili hukuk uygulansa bile işin yapıldığı yer hukukunun o sırada uygulanması zorunlu hükümlerini saklı tutuyor. Bu değişiklikten önceki dönemlere ilişkin dosyalarda eski metin esas alınır.
Arabuluculuk, Zamanaşımı ve Dava Açma Sırası
Kıdem, ihbar, ücret ve fazla çalışma gibi alacaklar için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.[17] Şantiyede yaşanan iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ise bu şartın dışındadır.[18]
Kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinde zamanaşımı beş yıldır.[19] Ücret alacaklarında da süre beş yıldır.[20] Taşeron zincirinde arabuluculuk başvurusunda şu taraflar birlikte gösterilmelidir:
- alt işveren,
- asıl işveren,
- varsa ihale makamı.
Böylece sonradan davaya taraf eklenirken çıkabilecek dava şartı tartışması baştan önlenir.
İnşaat İşçisinin Davasına İlişkin Sorular
Şantiye davalarında en sık sorulanları kısa cevaplarıyla topladık.
Burada yer alan bilgiler genel niteliktedir ve her şantiyenin sözleşme zinciri, ihale belgeleri ve çalışma düzeni sonucu değiştirebilir. Somut dosyanız için bir avukatla görüşmeniz sağlıklı olur.
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu m.11/1 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.17 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.18/1 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2025/2940, K.2025/3775, 24.04.2025 (kıdem ve ihbara ilişkin gerekçe ilk derece mahkemesine ait, onanmıştır) ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.11/2 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/2 ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.36/1 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.36/2 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.36/3 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2024/14510, K.2025/46, 07.01.2025 (kanun yararına bozma, sonuca etkili değil) ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.36/5 ve m.2/6 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2025/2940, K.2025/3775, 24.04.2025 (fazla çalışmaya ilişkin gerekçe Yargıtay’ın önceki bozma kararına ait) ↩
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.27/2 ↩
- 5718 sayılı Kanun m.44/1 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2022/8829, K.2023/11218, 10.07.2023 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu Ek m.3 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32 ↩