İbraname, işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenden alacağı kalmadığını ya da belirli alacaklarını aldığını yazılı olarak bildirdiği belgedir. Hukuken bir ibra sözleşmesidir ve işçilik alacakları için Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesindeki sıkı şartlara bağlanmıştır.[1]
Uygulamada ibraname, işçilik alacağı davasında işverenin ilk savunmasıdır. Belge yazılı olmalı, sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçtikten sonra düzenlenmeli, alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermeli; ödeme de noksansız ve banka aracılığıyla yapılmalıdır. Bu unsurlardan biri eksikse ibraname kesin olarak hükümsüzdür ve hakkın gerçek tutarını göstermeyen belge yalnız içerdiği miktarla sınırlı olarak makbuz sayılır.
İçindekiler9 başlık
Kanunun Aradığı Dört Unsur
Kanun ibranamenin geçerliliğini dört unsura bağlıyor ve eksik unsurun sonucunu da açıkça yazıyor.
İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.[2]
Dosyada ilk bakılan şey belgenin tarihidir. Tarihi olmayan ve içeriğinden fesihten sonra yazıldığı anlaşılmayan ibranameye Hukuk Genel Kurulu değer vermiyor.[3]
| Unsur | Mahkemenin baktığı yer | Eksikse |
|---|---|---|
| Yazılı şekil | İmzalı belge, imzanın işçiye ait olup olmadığı | Sözlü beyan ibra sayılmaz |
| En az bir ay | SGK çıkış tarihi ve fesih bildirimi ile ibraname tarihi | Belge kesin hükümsüzdür |
| Alacağın türü ve miktarı | Kıdem, ihbar, izin gibi kalemlerin tek tek yazılması | “Başka alacağım yok” cümlesi tek başına yetmez |
| Noksansız ve banka yoluyla ödeme | Dekont, hesap hareketi, ödeme emri | Belge hükümsüzdür, ödenen kısım makbuz sayılabilir |

Geçersiz İbraname Ne İşe Yarar?
Kanun, hakkın gerçek tutarda ödendiğini göstermeyen ibra belgelerini içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz sayıyor. Bu durumda bile ödemenin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunlu.[4]
Kural yalnızca kıdem ve ihbar tazminatına özgü değil. Destekten yoksun kalanların ve işçinin yakınlarının isteyebileceği tazminatlar dahil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacakları da aynı hükme bağlıdır.[5]
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesi sürerken alınan ve tutar içeren bir ibranamede bu tutarların ödendiğine dair banka kaydı ya da ödeme belgesi sunulmadığını görünce, yazılı tutarların alacaktan düşülmesini hatalı bularak kararı bozdu.[6]
Hesap Örneği
İşçinin gerçek alacağı kıdem 100.000 TL, ihbar 20.000 TL ve yıllık izin 10.000 TL olmak üzere toplam 130.000 TL olsun. Fesih 10 Mart’ta yapılmış, işçi 24 Mart’ta, yani on dördüncü günde, 90.000 TL aldığını yazan bir ibraname imzalamış ve bu tutar bankadan ödenmiş olsun.
Bir aylık süre 10 Nisan’da dolacağı için belge geçersizdir. Banka dekontu bulunduğundan 90.000 TL makbuz sayılır ve geriye 40.000 TL dava edilebilir. Aynı tutar elden ödenmiş olsaydı, makbuz etkisinin de banka şartına bağlı olması nedeniyle düşülmesi tartışmalı hale gelirdi. Ayrılığın ikale ile kurgulandığı dosyalarda ise ikale sözleşmesinin geçerlilik şartları ayrıca incelenir.
Banka dışı ödemenin hesaptan düşülüp düşülmeyeceği, ödemenin başka delillerle ispatına ve dosyadaki kayıtlara göre değişir. Elden ödeme iddiası bir ispat meselesi olarak ele alınır.
Davada İbraname Savunması Nasıl İlerler?
İşveren ibranameyi çoğu zaman cevap dilekçesiyle, bazen de ıslaha itiraz dilekçesinin ekinde sunar. İbraname savunması hakkı ortadan kaldırabilecek bir itiraz sayıldığı için yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.[7]
Belgeyi sunan işveren, yazılı tutarların gerçekten ödendiğini göstermek zorunda kalır. Hukuk Genel Kurulu, işyerlerinin ödeme makbuzlarını ve defter kayıtlarını bulundurması gerektiğini belirtmiş, ödeme tespit edilirse mahsup, edilemezse ibranameye değer verilmemesi yönünde karar vermiştir. Bu karar TBK’dan önceki bir ibranameyi inceliyor, ancak ödemenin kayıtla doğrulanması ilkesi bugün de dosyalarda aynı biçimde aranır.[8]
Davacı işçi açısından beş itiraz öne çıkıyor:
- İbraname fesihten sonraki bir aylık süre dolmadan düzenlenmiştir
- Belgede alacağın türü ve miktarı yoktur ya da yazılı tutar gerçek alacağın altındadır
- Yazılı tutar banka yoluyla ödenmemiştir
- İşçi haklarını saklı tuttuğunu belgeye yazmıştır, bu durum ibra iradesinin bulunmadığını gösterir[9]
- İmza atılırken iradeyi bozan bir durum vardır
Alacak istemi bir arabuluculuk sürecinden geçmeden dava edilemez, ibraname bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Son tutanak olmadan açılan dava usulden dönebilir.[10]
İmza Atıldıysa İrade Bozukluğu İddiası
Belgedeki imza işçiye aitse, bu imza inkar edilemez. Sahtelik iddiasında bulunulmadıkça belge imzalayanın aleyhine delil olarak kullanılır.[11]
İşçinin elinde kalan yol, imzanın yanılma, aldatma ya da korkutma ile atıldığını savunmaktır. Bu iddiayı ileri süren taraf, yanılmayı ya da aldatmayı öğrendiği veya korkutmanın etkisinin kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmezse sözleşmeyi onamış sayılır.[12] Fesihten sonra düzenlenen ve kalemlerin tek tek yazıldığı ibranamede iradenin bozulduğunu kanıtlamak, kanun şartlarının eksikliğini göstermekten çok daha zordur.

İbraname Örneği
Aşağıdaki metin, fesihten en az bir ay sonra ve ödeme yapıldıktan sonra imzalanacak bir ibranamenin iskeletidir. Alacak kalemleri, tutarlar ve dekont bilgileri somut dosyaya göre doldurulur.
İBRANAME
[İşveren tam unvanı] nezdindeki iş sözleşmem [fesih tarihi] tarihinde sona ermiştir. Aşağıda türü ve tutarı yazılı alacaklarım, hak ettiğim tutarın tamamı olarak [ödeme tarihi] tarihinde [banka adı] aracılığıyla [IBAN’ın son dört hanesi] ile biten hesabıma yatırılmıştır.
1. Kıdem tazminatı: [tutar] TL
2. İhbar tazminatı: [tutar] TL
3. Kullanılmayan yıllık izin ücreti: [tutar] TL
Yukarıda sayılan alacaklarımı eksiksiz aldığımı, bu kalemler yönünden işvereni ibra ettiğimi kabul ederim. Belgede yer almayan alacaklarım için haklarım saklıdır.
[Tarih, fesih tarihinden en az bir ay sonrası]
[Ad Soyad]
[İmza]
İbranameye Karşı Beyan Dilekçesi
İşveren cevap veya ıslaha itiraz dilekçesiyle ibraname sunduğunda davacı, mahkemenin verdiği süre içinde belgeye karşı beyanını yazılı olarak sunar. Aşağıdaki metin geçersizlik itirazlarını sıraya koyuyor.
[…] İŞ MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO: [E. …]
DAVACI: [Ad Soyad]
DAVALI: [İşveren unvanı]
KONU: Davalının sunduğu ibraname belgesine karşı beyanlarımız
1. Davalı, [tarih] tarihli dilekçesine ekleyerek [tarih] tarihli bir ibraname sunmuştur. İş sözleşmem [fesih tarihi] tarihinde sona ermiş, belge ise bir aylık süre dolmadan düzenlenmiştir.
2. Belgede yazılı [tutar] TL’nin banka aracılığıyla ödendiğine dair dekont ya da hesap hareketi sunulmamıştır. Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız yapıldığı da ispatlanmamıştır.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420 uyarınca bu şartları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Ödemenin yapıldığı kayıtla gösterilemediği sürece yazılı tutarların alacağımdan mahsubu istenemez.
4. Davalının ödeme iddiasını belgelemesi için banka kayıtlarını ve ticari defterlerini sunmasına süre verilmesini, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederim.
Belirtilen nedenlerle ibranamenin geçersiz sayılmasını ve davanın kabulünü saygıyla arz ve talep ederim.
Davacı vekili
[Ad Soyad]
Dosyada Bulunması Gereken Belgeler
- SGK işten çıkış kaydı ve fesih bildirimi, çünkü bir aylık sürenin başlangıcını bunlar belirler
- İmzaladığınız ibraname ya da ödeme belgesinin bir örneği
- Belgede yazan tutarın hesabınıza geçtiğini gösteren banka hareketleri
- İmza sırasındaki baskıyı gösteren yazışmalar, mesajlar ve tanık bilgileri
- Arabuluculuk son tutanağı
İbraname Hakkında Sık Sorulan Sorular
Dava öncesi ve sırasında en çok sorulanlar aşağıda.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve her dosyanın belgeleri farklıdır. İbraname imzalamadan ya da buna karşı dava açmadan önce belgelerinizi bir avukatla birlikte gözden geçirin.
Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.132 ve m.420 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/2 ↩
- Yargıtay HGK, E.2016/2174 K.2021/36, T.04.02.2021 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/3 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/4 ↩
- Yargıtay 9. HD, E.2016/565 K.2019/9608, T.24.04.2019 ↩
- Yargıtay HGK, E.2016/2174 K.2021/36, T.04.02.2021, gerekçe b.26 ↩
- Yargıtay HGK, E.2016/2174 K.2021/36, T.04.02.2021, gerekçe b.31 ve 32 ↩
- Yargıtay HGK, E.2016/2174 K.2021/36, T.04.02.2021, gerekçe b.25 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ve m.3/2 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.208/1 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.30, m.36, m.37 ve m.39/1 ↩